Akmermer, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu konuşmasında EYT'ye değinerek, "Kayseri’de 40 bin kişinin emekli olacağı bilgisine ulaştık. Bu ciddi bir rakamdır. Bunlar SGK üzerinde mesai yükünü de artırdı. Müdürümüz, ‘biz Kayseri’yi yılsonuna kadar maaşa bağlayacağız’ dedi. Burada maaşa bağlama noktasında bazı prosedürler var. Yani EYT çıktığı anda sistem üzerinde TC Kimliğiniz üzerinden maaş şekillenmiyor. Bunun oluşturulması için gereken süreçte de ayda 2 bin kişiyi maaşa bağladıklarını söylediler. Bu müthiş bir rakamdır. Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir rakamdır. Bizim en düşük emekli maaşı üzerinden hesaplarımıza göre aylık 200 milyon, yıllık 2.4 milyar TL gibi bir rakam 40 bin kişi üzerinden Kayseri ekonomisinde dolaşacak. Bu rakamın şehrin ekonomisini de ciddi oranda etkileyecek bir rakam olduğunu düşünüyoruz. Bu paranın muhtemelen sektörlere göre dağılımı çıkacak. Yani ev ihtiyacı olan evini yenilecek ya da hiç olmayan ev alacak, otomotiv sektörü etkilenecek. Netice itibariyle emeklimiz bu parayı bu şehirde aldığı müddetçe bu para şehre yatırıma dönüşecek. Bu da Kayseri’nin ekonomisine yıllık 3 milyar TL gibi yansıyacak ama en az ihtimalle yıllık 2.4 milyar, aylık ise 200 milyon TL gibi sıcak para girişi olacak" dedi.

"Bizim ülke olarak, en büyük sorunumuz cari açık"
"Kendi şehrimizle de ölçeklediğimizde Kayseri cari açık konusunda şanslı olan şehirlerimizden bir tanesi" diyen Akmermer, "Kayseri sanayisi geçtiğimiz 10 yıl içerisinde çeşitlendi. Bunun özellikle altını çizmek istiyorum. Biraz da yüksek katma değer üreten teknolojik boyuttaki küçük ev aletleri noktasında Kayseri ciddi ciddi bu bölgede kümelenmiş, önemli oyuncuları içerisinde bulunduran bir tesisleşmeye sahip oldu. Kayseri’nin 5 milyar dediğimiz rakamlara ulaşabilmesi çokta imkansız gözükmüyor. Seçim döneminin içerisindeyiz ama inşallah ben seçimden sonrada ihracatçının en büyük sıkıntısı olan girdi maliyetleri ile beraber üzerinde bir dolar baskısı var. Hali hazırda mevcut kurun bir şekliyle bugün ihracatçıya çok fazla bir fayda sağlamadığını görüyoruz. Bu hali hazırdaki seçim sonuçları ile beraber Türkiye’de farklı bir ekonomik döneminde başlayacağı gerçeği ile karşı karşıyayız. Bir deprem geçirdik. Bu depremin ekonomiyi büyütme anlamında inşaat sektörü açısından baktığımızda olumlu etkileri çıkabilir. Bu bölgedeki kalıcı konutların inşa edilecek süre zarfı içerisinde Türkiye’deki önemli inşaat girdileri içerisinde ciddi bir Pazar sıkıntısı olmayan hatta belki de ihracatın yasaklanacağı boyutta tedbirlerinde alınması gereken hızlı ve geniş yelpazede bir çalışmada gerçekleşecek. En büyük problemlerimizden bir tanesi bu noktadaki mesleki tecrübeye sahip kişilerin istihdam problemidir. Bunun inşaat sektörü açısından iliklerimize kadar yaşayacağımız 1-1 buçuk yıl bizi bekliyor. Çünkü hali hazırda Türkiye’deki bu noktada iş yapacak ekiplerin o bölgede ihtiyaç duyulacağı yönünden baktığımızda inşaat bizim şehrimiz içinde önemli bir lokomotif alanıdır. Bu da hali hazırdaki üretim alanlarını etkileyecektir" şeklinde konuştu.

"Yatay mimari gerekiyor"
MÜSİAD Kayseri Şube Başkanı Ferhat Akmermer, depremle beraber arsa fiyatlarının ikiye katlandığını söyleyerek, "Depremin Kayseri’ye yakın bölgede gerçekleşmiş olması dolayı da bazı yeni talepleri de beraberinde getiriyor. Son dönemde herkesin bir villa arayışı meydana gelmeye başladı. Vatandaşların hali hazırdaki parseliyle ilgili dikeyde kullanmayıp, yatayda kullanma gibi bir talebi var. Benim duyduğum kadarıyla Kocasinan bölgesinde mümkün. İnşallah Melikgazi, Talas ve Hacılarda da böyle olur. Bu işin var olduğu bölgelere baktığımızda da Hacılar bölgesi biraz ön plana çıkabilir. Talas bölgesinde Endürlük, Reşadiye tarafı ön plana çıkabilir. Biz ülke de zaten politika olarak yataylaşmayı isterken, vatandaşın böyle bir talebini de belediyelerimizin geri çevirmemesi gerekiyor. Hali hazırda bulunan arsalarda çok ciddi rant meydana gelmeye başladı. Deprem öncesindeki metrekare birim fiyatları neredeyse 2’ye katlandı. Bu zaten kovid-19 döneminde ciddi bir zam yemişti. Bunun üzerine böyle bir deprem psikolojisinin ardından da insanlar hazırda bulunan evlerinin değişimine ihtiyaç duyacaklar, belki de daha güvenli daha sağlam yapılara geçmek isteyecekler. Ben inanıyorum ki Kayseri ekonomisi çok büyük bir problem yaşamadan, ülkede de siyasi iktidarın devam ettiği taktirde ki bizim iş dünyası olarak temel de en büyük beklentimiz siyasi istikrarın Türkiye’deki bir sistem krizine dönüşmeden hali hazırda devam etmesi noktasındadır. İnşallah Kayseri’nin ekonomisinin çok olumsuz bir noktada olduğu kanaatinde değilim" ifadelerini kullandı.

"Deprem bölgeleri hızlı toparlanacak"
Akmermer, "Kahramanmaraş’ta 2 tane OSB var. Kayseri’nin girişinde olan OSB sağlam. Oradaki hasar tespit çalışmalarında çok aşırı derecede bir boyut yok. Oradaki sanayi çarkları bir şekilde devam edecek durumda. Diğer OSB’de ciddi bir sıkıntı var. Maraş’ın merkezindeki en büyük tahribatın meydana geldiği bölgede iş dünyası tamamen çökmüş durumda diyebileceğimiz bir pozisyon var. Hali hazırda ayakta kalan fabrikalar açısından da bir kalibrasyon sorunu var. Maraş özellikle tekstilde ön plana çıkan bir şehrimiz. Tekstil makinelerindeki hassasiyet dediğimiz o kalibrasyon büyük bir sarsıntıda çok ciddi etkilendi. MÜSİAD olarak deprem bölgelerinde bir yazılım gerçekleştirildi. Deprem bölgelerinde olan ve ihracat termini olan üyelerimizin alternatif pozisyonda başka illerde olan üyelerimiz ürettiler. Bu noktada çalışmalarımız devam ediyor. İşi de ortada kalmıyor. Onların ayağa kaldırması için bire bir maliyetinde ürettiler. Depremin ardından aşırı bir göç meydana geldi. Oradaki iş dünyası en azından işgücünün geri dönmesi için konteyner bekliyor. Biz bundan sonraki süreçte illerdeki üyelerimizin işçilerinin ihtiyaçlarını gidermeleri için konteyner ihtiyaçlarını karşılayacağız. Biz orada iş gücünü tersine göçten çevirip götüremezsek ciddi problem olacağına benziyor. O yüzden gayret etmemiz gerekiyor. Ben deprem bölgelerinin hızlı toparlanacağı kanaatindeyim. Çok garip şeylerle karşılaştık. Türkiye bu noktada çok önemli bir karakter sınavı da verdi. İnsanların karakteri olduğu gibi illerinde karakteri var. oradaki tesislerin taşınması gibi faaliyetlere tanık oldum. Bu noktada özellikle bölgenin sanayicisinin şehri terk etmek gibi bir niyeti yoktu. Bunun sağlanması için oradaki iş gücünün bir şekliyle sağlanması lazım. çünkü teknoloji yoğun br şehir değil. Biraz emek yoğunun olduğu bir bölge. İstihdamın sağlanabildiği sürece, sosyal hayatı orada hızlı bir şekilde devriye alınabildiği müddetçe çok ciddi bir sorunun olacağı kaanaatinde değilim. Sosyal hayatında başlamasıyla beraber oradaki sanayi çarklarının 2-3 ay içerisinde devriye alınacağını düşünüyorum. Devriye alınmışlarda var. buradaki en temel sıkıntı zaten devletimiz bu noktada kredilerinin dondurulması, devlet olan vergi ve borçların önce 3 ay, sonra 6 ay ötelenmesinden sonra destek boyutunu oluşturuyorlar ama en büyük problem iş gücü. Oradaki iş gücünün oraya geri dönmesini sağlamamız lazım. Biz burada bir ev sahipliği yapıyoruz. Depremzedelere sahip çıkıyoruz. Devlet o bölgeye inanılmaz bir yatırım yaptı. Bu yatırımları yaparken Maraş kavşak noktasındaydı. Önemli bir teşvik bölgesindeydi. Bu yüzden dolayı Maraş’ın da geldiği bir seviye var. Bu bizim için bir avantajda olabilir. Orasının çarklarının devam etmeyeceği bir noktada bugün bizim aldığımız bölgesel avantaj ülkenin kaybettiği kümülatif kayıpta bizi çok önemli bir yere getirmez. O açıdan dolayı el birliğiyle oradaki iş dünyasının ayağa kaldırılması gerekiyor. Bölgesel teşvik olması çok da doğru sonu getirmiyormuş. Türkiye’nin deprem haritası belli. Bugün İstanbul çok ciddi konuşuluyor" diye konuştu.
Deprem bölgelerindeki sanayicilerin çek sıkıntısı olduğunu dile getiren Ferhat Akmermer, "Deprem bölgesinden halen devam eden ticaretlerle alakalı çek üzerindeki ödemelerin artık işlem yapılmaması için talepler geldi. Çeklerin bu şekilde karşılıksız dönmemesinden dolayı bazı sıkıntılar gelmeye başladı. Biz bunu ilgili bakanlıklara ilettik. Buna bir çözüm getirilmesi gerekiyor. Bu noktada bulunmuş bir çözüm yok. Kahramanmaraş bölgesinden 3 milyon TL alacağım var ve ben bunu alamıyorsam, bu 3 milyonu başka bir tarafa ödemem gerekiyorsa, buna bağlı olarak öz sermayem yoksa bizim ticaret sicilimizi etkiler bir boyuta geldi. Bununla ilgili bir çözüm halen ortaya konulmuş değil. Vatandaşımız halen bunu kendi imkanları ile çaresine bakıyor. Buralarda bu konulardan dolayı sorunların önüne geçilmesi içinde oradaki sanayi çarklarının bir an önce dönmesi gerekiyor. Kayseri’de de OHAL bölgesindeki ertelenmelerin yaşanmasını istiyoruz" dedi.

"OSB'lerde kurulan prefabrik yapılarla ilgili denetim yapılmalı"
Akmermer, "OSB’ler üzerinde kurulan işletmelerin genel yapısı prefabrik üzerine kurulmuş durumda. Bu depremin en çok etkilediği yapıların başında da prefabrik yapılar geliyor. Çünkü depremin yan dalgası gelip vurduğunda o şiddetle prefabrik yapılarda daha fazla hasar meydana getiriyor. Zemin kötü. Eğer üzerindeki prefabrik yapı son teknoloji değilse ciddi bir acil durum söz konusu olduğunu dinlediğim uzmanlardan edinmiş oldum. Bu işin tedbiri alınabilir. Var olan bu yapılan mümkünse güçlendirilmesi, eğer değilse de sanayi tarafından tedbirinin alması noktasında da bir düzenlemeye gitmesi gerekiyor" diye konuştu.
TOMTAŞ ile ilgili konuşan Akmermer, “Bu işin başından itibaren MÜSİAD Kayseri Şubesi olarak biz paydaşlarından bir tanesiyiz. Bu konudaki en sıcak temasın yapıldığı toplantıda Biz MÜSİAD olarak yapılan bu çalışmada bu işin sermaye yeterliliği noktasında da o çalışma vücut bulacak. Deprem dönemine denk geldiği için bu dönem biraz yavaş geçiyor. Kayseri’nin özellikle mazisinde var olan bu işi biraz daha yüksek teknolojiyle buluşturunca Kayseri sanayisini başka yere evirir" ifadelerini kullandı.

"Seçimden sonra batı ikinci göç dalgasını alacak"
İş dünyası olarak istikrardan yana olduklarının altını çizen Akmermer, Avrupa'nın sanayisinin çarklarını dönmediğini kaydederek, "Kadim bir devletimiz var. Biz bütün zorlukların altından kalkmayı bildik ve yine kalkarız. Bu noktada biz umutsuz değiliz. Biz iş dünyası olarak istikrardan yanayız. Türkiye geçtiğimiz 20 yıl içerisinde çok önemli kazanımlar elde etti. Sosyal problemlerini aşan bir ülke haline geldik. Çok özel bir coğrafyadayız ve buraları yurt edinirken ciddi bedeller ödedik. Ülkemizin bekası ve selameti için el birliği ile seçim dönemi atlattıktan sonra seçimini yapar. Biz 2 ay önce Avrupa’daydık. Avrupa Türkiye’ye muhtaç durumda. Bu siyasi sonuçlandığında ve istikrar noktasında sonuç bulduğunda Avrupa’dan çok ciddi anlamda Türkiye’ye iş ortaklıklarının geleceğini görüyorum. İstihdam ve iş gücü noktasında inanılmaz problemleri var. Pandemiden sonra Avrupa’da halen sanayi çarkları dönmüyor. En büyük problemleri iş gücü. Seçimden sonrası için özellikle Avrupa ile Türkiye’nin ilişkilerinin bu noktada inanılmaz normalleşeceğini düşünüyorum. Şuanda herkes bir pozisyon aldı. İstikrarlı bir sonuç çıktığında bu tablo değişir. Çünkü artık o üretimini dışarıya çıkarmak zorundalar. Yada batı ikinci göç dalgasını alacak. Başka çaresi yok. Avrupa’nın 50’li yılların sonunda olan göç gibi ihtiyaçları söz konusu. Bir pizza kutusu bulamıyorlar. Ülkemizin ekonomik geleceğinden bir şüphem yok" diye konuştu.