‘Tarihi Yaşatmak Şehri Yaşatmak’ sempozyumuna katılan Türkiye Yazarlar Birliği kurucusu ve Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan, sempozyumda yaptığı konuşmada; "Tarihsiz şehirler, talihsiz şehirlerdir" dedi.

Türkiye’de maalesef ilimle edebiyatın alakasının kesildiğini, üniversite tezlerinin okunamaz hale geldiğini ifade eden D. Mehmet Doğan, ilmin sadece üniversite kapalı mekanlarında olmaması gerektiğine dikkat çekti.

AK Parti Kayseri Milletvekili Tamer: “Şehir hastanemizde yaşanan randevu sıkışıklığı keyfe keder değil” AK Parti Kayseri Milletvekili Tamer: “Şehir hastanemizde yaşanan randevu sıkışıklığı keyfe keder değil”

Kayseri’nin Erciyes gibi görkemli ve yüce bir mimara memleket olmasının bu şehir için çok önemli olduğunu belirten Doğan; insanlığın tarihinin kurulan şehirlerde yazıldığını, dünya tarihinin bu şehirlerden şekillendiğini ve halkın kalbini kazanacak şehirler kurmak gerektiğini ifade etti. İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’in daha hayattayken fethettiği şehirde Bizans izlerini silerek bir İslam şehri oluşturduğunu ifade eden Mehmet Doğan, insanın yaptığı mimari eser şeklinde tecessüs ettiğini, mimarinin insanın hayat ölçüsünün idrakini yansıttığını, mimariyi güç gösterisini dönüştürmeden tabii ve sade haliyle sunmak gerektiğini belirtti. Barınma mekanlarının tabii ve sade oluşuna karşın, ibadi ve idari kadim eserlerin daha görkemli ve kalıcı yapılar olduğuna dikkat çeken D. Mehmet Doğan, son yüzyıldaki Osmanlı düşmanlığının tüm zihni birikimleri yok ettiğini ifade etti. Farsça dilimizde kullanılan ’şehir’ kelimesinin yerine kullanılan ’kent’ kelimesinin aynı anlama gelmediğini, bu kelimenin bir kısım Türkî topluluklarda küçük yerleşim yerleri olan köyleri, kasabaları ifade etmek için kullanıldığını, kent müzesi, kent konseyi, kentsel dönüşüm vs gibi kullanımların yaygınlık kazanmasına rağmen şehrin ifade ettiği anlamı çağrıştırmadığını vurgulayan Mehmet Doğan, kent kelimesinin 1930’larda köy kasaba anlamında kullanıldığını, 1950 Demokrat Parti iktidarından sonra da şehir anlamında kullanımının yaygınlaştığını ve şehir yerine kent kavramının kullanmanın bin yıllık medeniyetimizi inkar etmek anlamına geldiğini belirtti.

Dilimize Fransızcadan giren restorasyon kelimesinin, onarım ve tamirattan daha geniş anlam içerdiğini de belirten Mehmet Doğan, tarihi yapıları ayağa kaldırırken, tarihin taşlara sinmişliğini ve tarihi kimliğini yok etmeden, maddi onarımın yanı sıra manevi olarak da onarılması gerektiğini, ayağa kaldırılan mimari yapıların amacına uygun kullanımlarını sağlayarak yapının ruhuna uygun hale getrilebileceğinin altını çizdi. 1950’li yıllara kadar ülkemizin tarihi çehresinin genel anlamda korunmaya çalışıldığını, bu tarihten sonra şehir mimari gelişimi adı altında bir çok tarihi eserin zaman içinde ortadan kaldırıldığını, özelikle 1980’li yıllardan itibaren yeniden şehirlerin genel tarihi çehresinin korunmaya çalışıldığını ifade eden Mehmet Doğan, 2000’li yıllardan sonra da şehirlerin görüntüsünün beton yığınına dönüşmesiyle beraber, şehirleri yenilerken güzel eserler ortaya çıkarma konusunda başarılı olunamadığını vurguladı.

Şehirleri kişiliksiz devasa beton yığınlarının kuşattığını söyleyen Doğan, tarihsiz şehirlerin ne kadar talihsiz olduklarını, 20 yıl içinde şehirlerin altyapı olarak pek probleminin kalmadığını, bundan sonra da yapılması gerekenin kültürel belediyecilik çalışmaları olması gerektiğini ve bu konuda Kayserili belediyelerin başarılı olduklarını sözlerine ekledi.