Bilirkişi asgari ücret tarifesinin uzmanlık alanına göre hesaplanması gerektiğini söyleyen Kayseri Bölge Tüm Bilirkişiler Derneği Başkanı Ömer Karabekiroğlu, “Bilindiği üzere ülkemizde adalet sağlayıcılarına yardımcı olmak üzere biz bilirkişilere uzmanlık alanlarımıza göre daima ihtiyaç duyulmaktadır. Derneğimizin kuruluş amacı da bilirkişilik görevlerimiz sırasında karşılaşılan sorunların çözüme kavuşturulabilmesi, bilirkişiliğin saygınlaştırılması ve iyileştirilmesidir. Aşağıda bahsettiğimiz hususların çözüme kavuşturulması ve haklarımızın iyileştirilmesi yönünde gerekli makamlara bilgi verilmiş olup, siz değerli basın mensupları ile de paylaşmak, vatandaşın gözünde bilirkişilere bakışın değiştirilmesini sağlamak amacı ile iş bu açıklamaları yapmak zaruri olmuştur. Öncelikle 2024 yılı Bilirkişi Asgari Ücret Tarifesi 29.12.2023 Tarihli 32414 (2. Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup, 4. Maddede belirtildiği üzere sarf etmiş olduğumuz emek ve zaman karşılığı belirlenen asgari ücretler hayatın olağan akışı içerisinde ülkemizde yaşanan ekonomik durumlar dikkate alındığında oldukça düşük kalmaktadır. Özellikle Gayrimenkul değerleme ücret tarifesi incelendiğinde belirlenen bedellerin ne kadar düşük kaldığı da görülecektir. Ayrıca her bilirkişi kota kapsamındaki kadar dosya almamakla beraber her bilirkişi aynı emek ve mesaiyi de harcamamaktadır. Üstelik en ufak itirazda bilirkişi bedelsiz olarak ek rapor düzenlemek zorunda bırakılmaktadır. Talep edilmesi halinde dahi bazen ek ücret takdir edilmemektedir. Öte yandan 5. maddede belirtilen giderler yönünden de ilave gider talebimiz de pek olmamaktadır. Bilirkişiler özellikle ilçe mahkemelerine kendi araçları ile gitmekte, yol ve yemek gibi giderler için de talepte bulunmamaktadır. Bulunulsa dahi mahkeme ve savcılıklarca bu giderlerin bilirkişi ücreti içerisine dâhil edildiği ve gelir vergisine tabi tutulduğu, dolayısı ile net olarak almamız gereken gider tutarının daha düşük tutarda alınmasına neden olduğu da düşünüldüğünde gider tutarının net olarak haricen ödenmesi gerektiğinin bilirkişi görevlendirme mercilerine hatırlatılması gerektiği kanaatindeyiz. 6. Maddede gerçek bilirkişiler için adalet birimlerine göre asgari fiyat düzenlemesi yapılmış olup uzmanlık alanlarına hiç değinilmemiştir. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere söz konusu asgari ücretler uzmanlık alanına ve istenen rapor özellikleri dikkate alınarak belirlenmelidir. 7. Madde de anlamadığımız ve hakkaniyetli olmadığını düşündüğümüz Özel hukuk tüzel bilirkişilerine yönelik düzenleme bulunmaktadır. Tüzel bilirkişilik uygulamasının kabul edilebilir hiçbir yanı yoktur. Raporlar yine gerçek bilirkişilerce hazırlanacak olup gerçek bilirkişilere ödenen ücretten daha yüksek bir ücret takdir edilmesi de anlaşılır gibi değildir. 9. Madde de ücretlerin azaltılabileceği belirtilmektedir. Bu durumda asgari (en az olan) tarifeden daha düşük ücret takdir edilmesinin önü açılmaktadır. Dolayısıyla hakkaniyetli olmadığını düşünmekteyiz. Kaldı ki adalet sağlayıcıları tarafından 8. Madde de belirtilen ücret arttırıcı unsurlar da pek dikkate alınmamaktadır. Sonuç olarak açıkladığımız üzere öncelikle asgari ücret tarifesinin uzmanlık alanına ve rapor mahiyetine göre belirlenmesi için çalışmalar yapılmasını, Gayrimenkul Değerleme Uzmanları için belirlenen harici asgari ücret tarifesinin de asgari bilirkişi ücretleri belirlenirken ayrıca dikkate alınmasını, Tüzel bilirkişilik için takdir edilen 3 bin TL’den az olmamak üzere asgari ücret uygulanmasını, aksi takdirde adalet sağlayıcılarına bilirkişi ücretlerin bilirkişi taleplerini karşılar nitelikte arttırılabileceği hususunda gerekli bildirimin yapılmasını, ek raporlar için varsa bilirkişi ek ücret taleplerinin dosyaya eklenen yeni bilgi ve belgelerden veya yeni taleplerden kaynaklı ise karşılanmasını, madde 9 da belirtilen ücretlerin azaltılmasına yönelik düzenlemeden vazgeçilmesini talep ediyoruz" dedi.

Ömer Karabekiroğlu, tüzel bilirkişi uygulamasının hakkaniyete aykırı olduğunu söyleyerek, "Açıkladığımız üzere ilgili kanun maddesi ile düzenlenen tüzel bilirkişilik uygulamasının hakkaniyete aykırı olduğunu düşünmekteyiz. Kaldı ki bu durum bilirkişilerin daha çok mağdur olmasına sebebiyet verebilecek niteliktedir. Şöyle ki tüzel bilirkişiliklerde çalışacak olan gerçek bilirkişiler bir maaş karşılığında ve belli bir performansa göre ücret alacaktır. Ayrıca tüzel bilirkişilere karşı kota uygulamasının da olup olmayacağı bilinmemektedir. Bu nedenle iş yükü artacak ve raporların denetlenebilir olması ve tarafsızlığının riske edilebileceği kanaatine varılmıştır. Açıkladığımız üzere, tüzel bilirkişilik uygulamasının biz bilirkişileri özel bir şirket çalışanına dönüştürmesine olanak sağladığından denetlenebilir olmasını ve tarafsızlık ilkesini tehlikeye atmasından dolayı vazgeçilmesini talep ediyoruz. Dosya Kotasının Uzmanlık Alanı Dikkate Alınarak Yeniden Düzenlenmesi: yukarıda da değindiğimiz gibi her bilirkişi aynı oranda emek ve mesai harcamakta ve aynı sayıda dosyayı aynı ay içinde almamakta alamamaktadır. Bilirkişilerden bir kısmı bu görevi tam zamanlı olarak yapmakta ve alabileceği dosya sayısı ve yazabileceği rapor sayısı da bu nedenle değişiklik arz etmektedir. Kaldı ki bazı uzmanlık alanında listelerde yer alan bilirkişi sayısı da talepleri karşılayamayacak niteliktedir. Bununla ilgili zaten daire başkanlığınca bir çalışma yapılmış olup deprem nedeni ile bazı uzmanlık alanına sahip bilirkişilerin kotasının yükseltilmesi de yapılmış olup söz konusu bu durumu olumlu karşıladığımızı da ayrıca bildiririz. Sonuç olarak açıkladığımız üzere; Dosya kotası uygulamasının kaldırılmasını veya uzmanlık alanına ve belli başlı uzmanlık alanında ki ihtiyaca göre düzenlenmesini, aksi durumda ise bütün bilirkişilere uygulanan kotaların arttırılmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Adliye girişlerinde kendilerine kolaylık sağlanması gerektiğini söyleyen Karabekiroğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Bizler bilirkişi bölge kurulunda bilirkişi listesinde yer alan yani bir nevi adliyelerin bilirkişi olan personelleri niteliğindeyiz. Adliye binalarına girişlerde personel kartı ile geçiş sağlamak istiyoruz. Kaldı ki bazı illerde böyle uygulamaların ve giriş çıkışlarda kolaylıkların sağlandığını biliyoruz. Ancak Kayseri Bölgesi ve bağlı il merkezlerinde böyle bir kolaylık sağlanmadığını belirtmek isteriz. Yaptığımız görüşmelerde güvenlik hususuna vurgu yapılmakta ve bu nedenle böyle bir durumun mümkün olmadığı belirtilmektedir. Bizler listelere kayıt olurken sabıka kayıtlarımız talep edilmekte olup şiddete meyilli kişiler kesinlikle değiliz. Ayrıca adalet sağlayıcıları ile husumetimiz de baro kartı ile geçiş yapabilen avukatlar kadar bile değildir ve olamaz. Geçtiğimiz yıllarda avukat ve adalet sağlayıcıları arasında yaşanan yüzlerce husumet ve güvenlik zaafı yaşandığı bilinmektedir. Ancak bir bilirkişinin adliye binalarında böyle bir güvenlik ihlali yaptığı veya husumet yaşadığı duyulmamıştır. Bu nedenle; Cumhuriyet Savcılığı, Adalet Komisyonu Başkanlığı, Bilirkişi Bölge Kurulu ve Baro ile yapılacak ortak çalışma ile tarafımıza verilecek bilirkişilik kartları ile giriş ve çıkışlarımızın rahatlıkla yapılabileceği dosya tesliminde, adalet sağlayıcıları ile yapılacak birebir görüşmelerde zaman kazanma açısından herhangi bir sıkıntı da yaşanmayacağı kanaatindeyiz. Bu nedenle özellikle adliye binalarına girişlerimizin kolaylaştırılması yönünde çalışmaların yapılmasını istiyoruz.”

Kayseri’de ortaokula kadar eniştesi olarak bildiği babasını öldüren kadın hakim karşısına çıktı Kayseri’de ortaokula kadar eniştesi olarak bildiği babasını öldüren kadın hakim karşısına çıktı

Çekişmeli dosyalarda bilirkişiler olarak tehditlere maruz kaldıklarını söyleyen Karabekiroğlu, “Bölgemizde Bilirkişi Bölge Kurulu’nca online mesleki eğitim düzenlenmesi tarafımızca gayet olumlu karşılanmış olup katılım sağlandığını öğrenmiş bulunmaktayız. Bölge Adliye Mahkemesince ve idare mahkemelerince de bire bir örnekli anlatımlar ile uzmanlık alanına yönelik eğitim düzenlenmesini talep etmekteyiz. Öte yandan daha önceden listede yer alan ve Bilirkişilik Temel Eğitimi olmayan bilirkişiler için tek bir uzmanlık alanında örneğin Kamulaştırma alanı gibi alanda görev alabileceklerinin belirtildiği diğer Gayrimenkul Değerleme ve kıymet takdiri işlerinin yapılamayacağının bildirildiğini öğrenmiş bulunmaktayız. Nasıl olurda Nitelikli uzmanlık gerektiren Kamulaştırma dosyalarında görev alabilen bilirkişiler, temel eğitim gibi sınavı olamayan, genel hatları ile bilirkişiliğin anlatıldığı bir eğitimin olmaması nedeniyle diğer kıymet takdiri dosyalarında görevlendirilemiyor anlamış değiliz. Üstelik Temel Eğitim verilmesi halinde almak isteyen çok sayıda bilirkişi de bulunmaktadır. Ancak şuanda açılan bir eğitim bulunmamaktadır. Bu mağduriyetin yetkililerce uygun bir şekilde çözülebilecek nitelikte olduğu kanaatindeyiz. Bu nedenle; öncelikle mağduriyete sebebiyet veren Temel Bilirkişilik Eğitiminin yeniden açılmasını, aksi durumda uygun görülen çözüm yolları ile giderilmesini, Nitelikli Uzmanlık gerektiren ve BAM ve İdare Mahkemeleri tarafından en çok sorun ve bozmaya konu olan konular hakkında, emsal kararlar ile uzmanlık alanına yönelik gerekirse zorunlu eğitimlerim verilmesini, verilen eğitimlerin bilirkişi siciline işlenmesini talep ediyoruz. Bilirkişilerin uyacağı rehber ilkeleri yayımlanmış olup, burada da bahsedildiği üzere bilirkişilerin yapacağı iş ve talepler açık bir şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Son zamanlarda birçok adalet sağlayıcı tarafından bu yönde talep bulunmaktadır. Ancak halen yetersizdir. Öte yandan bazı dosyalar inceleme ve değerlendirme yapmaya elverişli olmayacak şekilde tarafımıza tevdii edilmekte yada talimat mahkemelerince keşif tarihine karar verilmeyen, hava şartları nedeniyle keşfine gidilemeyen dosyalarda verilen süreler müzekkere cevapları veya keşif günü beklerken dolmakta bir dosyada sadece bir sefer ek süre uzatımı yapılmaktadır. Bu nedenle; bu hususta Adalet sağlayıcılarına da bilirkişilerin uyması gereken rehber ilkelerinde olduğu gibi bir bilgilendirme yapılmasını, bu rehberde yapılacak işin tanımına, ücretler ile ek ücret konusuna ve dosyadaki eksikliklerin tamamlanmadan süre verilmemesi hususlarına değinilmesini talep ediyoruz. Son zamanlarda bilirkişiler; özellikle avukatlar ve taraflar tarafından taleplerinin gerçekleşmemesi nedeniyle asıllı ve asılsız olarak bölge kurullarına şikâyet edilmekte ve bazı bilirkişi arkadaşlarımız ceza almaktadır. Bizler sonuçta bilirkişilik faaliyetlerinden tam zamanlı veya kısmi zamanlı ücret kazanmak ve adalete hizmet etmek isteyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyız, durduk yere hak mağduriyeti yaşamamamız için bu hususta; kendimizi savunabilmemiz için daha fazla fırsat verilmesini, cezalar konusunda daha hassas davranılmasını, karşı tarafın da art niyetli olabileceğini ve sürekli şikâyet eden avukat veya tarafların üzerimizde baskı oluşturmaya çalışılmasının engellenmesini talep ediyoruz. Vatandaşlarımızın gözünde biz bilirkişiler bazı taleplerinin karşılanmaması nedeniyle yanlı, taraflı gibi ithamlara maruz kalmaktayız. Hatta çekişmeli dosyaların keşfinde tehdit ve güvenlik mağduriyeti yaşamaktayız. Unutulmamalıdır ki bizler sadece insanız ve bazen hata yapabiliriz. Bizler bir takım veriler ve uzmanlık alanlarımız gereği dosya içerisindeki bilgiler ve mesleki tecrübeler ile rapor düzenliyoruz. Taraf tutulması veya yanlı rapor düzenlenmesi söz konusu olamaz, vicdanlarımız ile kanaatimizi belirttiğimiz söz konusu raporlarda takdir ve karar adalet sağlayıcıları tarafından verilmektedir. Bu hususta kıymetli vatandaşlarımızdan; öncelikle hak arama hususunda her türlü şikâyet ve taleplerin yazılı yollarla ilgili birimlere yapılması gerektiği, bizleri zan altında bırakacak şekilde itiraz ve şikâyet yapılmamasını, gerekirse yeni bilirkişi veya bilirkişilerce rapor düzenlenmesinin talep edilebileceğini hatırlatmak isteriz. Bizlerin adalete yardımcı olmak isteyen gönüllü kişiler olduğumuzun unutulmamasını dileriz” ifadelerini kullandı.