"Modern insanın acelesi vardır, hep bir yere yetişme tedirginliğindedir. Bu bir hastalıktır ve varlığın 'dünyadan ibaretmiş gibi' sanılması bunun sebebi; varlığın dünyadan ibaret olduğuna inanmak ise bunun sonucudur. Hayır! Yemin ederiz ki biz dünyadan yalnızca geçiyoruz!"
(Ramazan Uyar)

Allah Rasûlü (as) ölümüne sebep olan hastalığı esnasında hizmetkârı Ebû Müveyhibe ile birlikte sabah namazından evvel kalkıp Uhud şehidliğine gider. Orada Uhud şehîdleri için dua ve istiğfar eder. Gözünün önünde Uhud günü canlanmıştır.
T

am zafere ulaşılmak üzere iken dünyalık sevdasına kapılan ve bu yüzden başkomutanın emrini çiğneyen askerlerin görev yerlerini terketmesi yüzünden savaş kaybedilmiştir.
Geri dönüp mescide gelir. Sabah namazını kıldırır ve mütevazı minberine çıkıp oturur. Ashabına bir konuşma yapar.
Konuşma uzundur ama içinde göze en ciddi manada çarpan, can alıcı bir cümle vardır ki hadîs ve siyer kitaplarımızda sadece orası bile bağımsız söylenmiş bir hadîs gibi rivâyet edilir.

Allah Rasûlü (as) orada ashabının şahsında tüm ümmetine -ki biz de onun ümmetinden olduğumuz için bizi de bağlar, üzerimize alınmamazlık yapmayalım- der ki:
"Ben, benden sonra sizin tekrar putperest olarak şirke dönmenizden endişe etmiyorum. Beni endişelendiren ve korkutan şey, sizin dünyaya kapılarak dünyevîleşmenizdir".
Bugün Kur'ân ile yeniden tanıştığını ve bugüne kadar öğrendiklerinin çoğunun uydurulmuş hurafeler olduğunu söyleyen bizler, yeni bir diriliş ve uyanışla şirke karşı mücadele başlatmış bulunmaktayız. 

Ancak bu mücadelede sonuna kadar haklı olmakla birlikte gözden kaçırdığımız bir husus var:
Eğer bizler Kur'ân ile tanışıp iç dünyamızda şirke karşı galip gelmişsek, artık bizi bekleyen tehlike tekrar şirke düşmemiz değil, dünyaya kapılıp dünyevîleşmemizdir. 
Bunu gözden kaçırmamızın en büyük sebebi de "Kur'ân bize tek başına yeter" diyerek Kur'ân'ın ilk muhatabı ve uygulayıcısı olan Allah Rasûlü Hz. Muhammed (as)'dan bize ulaşan her rivâyeti "uydurma" kabul edip onun örnekliğini hayatımızdan çıkarma hastalığımızdır. 

Şimdi bana, "Yok efendim, dünyevîleşme tehlikesi Kur'ân'dan da çıkar" diye itiraz edecek birileri mutlaka çıkacaktır. 
Elbette Kur'ân'dan bu da çıkar. Ancak bunu çıkarmayanlar olduğu için Hz. Nebiyy-i Muhterem Kur'ân'ın ilk muhatap toplumuna bile işin sonuna gelinmişken hatırlatma yapıyor. Kaldı ki bu olaydan sonra herhangi bir vahy indiğine dair bir bilgi de yoktur.
Demek ki Kur'ân'dan böyle bir mana çıkarılsa bile birilerinin hatırlatması gerekiyormuş. Bırakın onu ilk hatırlatan da Allah Rasûlü Hz. Muhammed (as) olsun. Bunu böyle kabul edin. İnanın, zarar etmezsiniz.

Rabbim bizi "şirk ile mücadele ediyoruz" derken, onun değişik bir versiyonu ve muvahhidler için daha tehlikelisi olan dünyaya kapılıp dünyevîleşmekten korusun. 
Çünkü dünyevîleşme, müşrikler için değil, muvahhid olduğunu söyleyenler için büyük bir tehlikedir. 
Rıza Bozdağ
(Sorularınızı yorum kısmına yazarak sorabilirsiniz)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.