Oh yaaa!... Milli Takım'la futbola döndük. Hiddink'in cesur takımı ile keyiflendik. Hem kadro hem futbol anlayışı açısından değişim yaşadık.
Milli Takım'da; Standart Liege'den, Werder Bremen'den, Hamburg, Valencia, Atletico'dan çakı gibi Türk çocukları vardı. Kazım, Emre, Serdar, Hakan Balta da cabası... Eskiye sünger çektik.
Uzun zamandır tek gole hasretken Estonya karşısında daha 35'te 3 golle öne geçtik. Birbirinden güzel gollerin sahibi penaltıyı yaptıran ve atan Emre ile şık vuruşların sahibi Kazım'dı. Kazım'ın attığı iki gol de mükemmeldi. Savunmasına yardımları alan değiştirmesi ve rakibin arkasına saklanmadan oynaması da artı puanlarıydı. Kazım'ı çok diri ve kendine güvenli buldum. Bu Kazım'da Terim'in etkisini gördüm.
Takım halinde başarılıydık. Tek top oynamaya çalıştık ve becerdik. Yardımlaştık, tempolu ve az top kayıplı oynadık. Selçuk İnan takımı iyi yönlendirdi. Kanatlara aktardığı kontra toplar ve Kazım'a üçüncü golde verdiği ara pası dikkat çekti. Kaptan Emre'yi çok farklı buldum. Sakin ve etkindi. Penaltıya davetiye çıkardı.
Takımda en etkisiz oyuncu Burak'tı. İlk yarı coşkulu futbol içinde kayıpları oynadı. Arda da birkaç hareketin dışında oyunda bir yarı kalabildi.
Savunmada yetersizdik. Yine pozisyon hataları yaptık, bir topa iki kişi girdik, rakibi kaçırdık. Kontra yediğimizde boş alan bıraktık. Estonya'dan daha güçlü bir takım karşısında bocalardık. Hiddink bu konuda çok zorlanacak.
Kalede Sinan Bolat'ı takdirle izledim. Yer tutuşu, devamlı oyunda oluşu, hızlı karar verme yetisi, topu ve rakibi takibi bir kalecide olabilecek en iyi özellikler. Tek hatasını kramponlarında gördüm. Durmadan kaydı!





































































