23 Mayıs 2012 Çarşamba
Başkanlık sistemi nedir?
İşte Ergenekon'un en önemli delili
Türkiye ile ilgili şok öneri
Asıl hedef özel mi?

Ali Karahasanoğlu / Vakit

Hrant'ın canı, 40 bin insanın canından daha değerli!..

21 Ocak 2012 Cumartesi 09:20

Hepsi artık ermeni oldu ya..

İşte o özenti ermenilerden birisinin programında, Hrant'ın avukatı Fethiye Çetin'i dinliyorum..

Avukat hanım bir fiilden, 10 bin kişiyi cezaevine tıkacak bir tahayyül gücü ile konuşuyor..

"Samast ile birlikte fotoğraf çektiren astsubay ve polis vardı.. Ceza almadılar" diyor..

"Bir emniyet amiri, cinayet sonrasında farklı bağlantıları tesbit etmek için açılan soruşturmada, işin içinden çıkamayınca, 'Bu iş çok karışık. kapatın gitsin' demiş. Bu şahıs yargılandı, sadece 4 ay ceza aldı" diyor..

Benzeri anlatımlarla devam ediyor avukat hanım, Hrant cinayetinin kendince gizemli yanlarını, roman boyutunda anlatıyor ha anlatıyor..

O hale geldim ki, kendi kendime sormaya başladım: "Ogün Samast'ın, ilkokul birinci sınıfta iken birlikte okuduğu arkadaşlarının da cezalandırılmasını ne zaman isteyecek acaba?" diye..

Gerçekten de gidiş bu yönde idi..

Şu bununla konuştu. Niye yargılanmadı?

Bu şununla göründü, niye mahkum olmadı?

O, filanca ile fotoğraf çektirdi, niye mahkum olmadı?

Öyle ki, artık cinayeti unutuyorsunuz.. Avukat hanımın sizi tutup götürdüğü noktada, hedef gösterdiği kişilerle meşgul oluyorsunuz..

Hani her suçta, böyle hassas bir araştırma içgüdüsü ile hareket ediyor olsalar, "Canım kötü niyetleri yok. Avukatlık görevi gereği, eylemin öncesinde ve sonrasında ne kadar bağlantısı varsa, ortaya çıkarılmasını istiyor. Ne güzel.. Biz de, olayın her yönünün aydınlığa kavuşmasını istemez miyiz?" diyeceğim.

Ama kazın ayağı öyle değil.

Avukat hanım, Hrant'taki derinlemesine giden bu sorgulayıcılığını, başka dosyalarda göstermiyor. "Kapatın gitsin. Ne var ki bunda?" diyor..

Hrant cinayetinde, Emniyet'in şimdilik fazla önemli görmediği bazı ayrıntıları büyüteçle kamuoyuna takdim etmeye çalışıyor da..

KCK soruşturmalarında Emniyet'in ve savcılığın, hatta mahkemelerin tesbit ettiği ciddi delilleri önemsizleştirmeye çalışıyor.

Hrant'ta "çok önemli" dediği konulara, Ergenekon'un medya ayağının soruşturulmasında, "gereksiz" diyor..

Hrant'ın canı sözkonusu ise "çok önemli delil" dediği görüşmeler, bu ülkenin diğer çocuklarının hayatı sözkonusu olduğunda, "Nedim Şener, gazetecilik faaliyeti içerisinde görüşme yapmış. Bunda ne var ki?" oluveriyor.

Soyut değil, somut vereyim örneği.

Emniyet, KCK operasyonu kapsamında Büşra Ersanlı isimli profesörü gözaltına almış..

Hrant cinayetinde, "Her şeyi soruşturun. Ogün Samast'ın yolda yürürken selam verdiği adamı bile sorgulayın" diyen bir avukattan ne beklersiniz.

"Türkiye'de 40 bin kişinin kanına girmiş PKK ile bağlantısı olduğu ileri sürülen herkesi soruşturun. Değil yolda yürürken selam verdiklerini, şöyle kafasını çevirip bir saniyeliğine baktığı kişileri bile sorgulayın" demesini, değil mi?

Havanızı alırsınız.

Hrant'ın avukatı, hemen harekete geçiyor ve 700 kişilik bir bildiriyi hazırlayıp imzalıyor: "Büşra Ersanlı serbest bırakılsın."

Oysa şöyle düşünmesi gerekmez miydi Fethiye hanımın: "Biz Hrant cinayetinde, emniyet müdürlerini suçluyoruz. 'Niye tedbir almadınız' diyoruz. Valiyi suçluyoruz; 'Koruma sağlamalı idi' diyoruz. Sadece tetikçinin değil, tetikçi ile görüşen herkesin yargılanmasını istiyoruz. Oysa yargılanmasını istediğimiz kişilerin, Hrant'ın öldürülmesi ile birebir direkt ilgisi yok. Ama biz yine de, onların yargılanmasını istiyoruz. Peki, Büşra Ersanlı'da niye farklı bir taleple ortaya çıkıyoruz? Devlet, Büşra Ersanlı için bir çalışma yapmış. Onun, güvenlik güçlerini öldüren örgüte sivil destek verdiği konusunda tesbitlerde bulunmuş.. Savcılığa çıkarmış, hakimlikçe tutuklatmış.. Biz Hrant dosyasında devletin valisinin bile yargılanmasını isterken, teröristlerle sabah akşam görüşme yapan Büşra Ersanlı'nın yargılanmasına niye karşı çıkıyoruz?"

Evet; tek bir kişinin (Hrant) öldürülmesinde, onlarca kişiyi cezaevine tıkmaya çalışanların.. 40 bin insanımızın öldürülmesinde, çok daha geniş bir kesimin sorgulanmasını istemeleri gerekmez mi?

Gerekir ama..

Onlar için; bir kişi, 40 bin kişiden daha önemli..

Sadece Hrant'ın canı, içlerinde güvenlik güçleri de olan 40 bin Kürt-Türk insanımızın canından daha değerli..

Onun için bu ikiyüzlülüğü gösteriyorlar..

Onun için, KCK operasyonları sırasında Apo'nun avukatları gözaltına alındığında, "Bu kararları veren yargı mensuplarını ve sessiz kalan baro yönetimlerini ayıplıyorum. Onların görevi otoriter, faşist dönemlere özgü kararları desteklemek ya da suskun kalmak değil, bununla mücadele etmektir" diyor Fethiye hanım!

Teröristbaşının avukatları gözaltına alınırsa "Faşist döneme özgü karar!" oluyor.

Ama kendilerinin valiyi cezaevine tıktırmak istemeleri, "özgür dönemin kararları" oluyor!

 

Bu yazı toplam 32 defa okunmuştur
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.